Çoktan beridir vardı benim bir derdim:
Gideyim, zâlimi ikâz edeyim, isterdim.
O, bizim câmi uzaktır, gelemez mâni’ ne?
Giderim ben, diyerek vardım onun câmi’ine.
Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid,
KOca Şevketli!Hakikât bunu etmezdim ümid.
Belki kırk elli bin askerle sarılmış Yıldız;
O silahşörler, o al fesli herifler sayısız.
Neye Mâl lmada seyret, herifin bir namazı:
Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı!
Hele tebrizî (israfı) aşan masrafı, dersen, sorma.
Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma,
Dedim ki: “Bunca zamandır nedir bu gizlenmek?
Biraz da meydana çıksan da hasbikâl etsek.
Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören ne eden;
Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden.
Değil mi ki saklanıyorsun, demek ki: Korkudasın;
Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklanasın.
Değil mi ki korkudasın var kabahâtin
mutlak!..”
Bir de baktım, canavarlar pusularından çıkarak,
Koştular, tekmeye kuvvet kimi, dipçikle kimi,
Serdiler her tarafından delinen pöstekimim.
-Sonra?...
-Ben hissimi kaybetmişim artık…
-Vah! Vah!
-Sanki bir korkulu rü’yâidi… Ferdâsı (ertesi) sabah,
Deniz üstünde bulup kendimi aştım bu işe
Dedim ki: “Anlatırım ben, Hamid öbür gelişe.”
*Sultan Abdülhamid & Hüseyin Çelik
Alfa Basım Yayım
1.Basım:Şubat 2023
Burada Mehmet Âkif, Sultan’ın kafes arkasına kapanıp halktan kendisini soyutlamasını, israfçılığını, korkakıpını, etrafını etten duvarla örecek kadar korunma duygusunu, zalimliğini tabir caizse köyün delisine söyletiyor.
Âkif’e göre Oflu Hoca, Sünni İslam geleneğinin çoktan yok ettiği isyan ve itiraz hakkını kullanan bir Müslümandır. Keşke biraz ilmi olsa…




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder