Yazmadım seni daha,
Sevmeye ayırdım tüm zamanları,
Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı.
Ben düşünmeye başlayınca seni
-Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir-
İnan ki dağlar, taşlar, inan ki bulutlar, yağmur ve kar
Toprakla su ve gökyüzü, güneş ay ve yıldızlar
Onlar da benimle birlikte
Ve onlar da benim kadar seni düşünürler...
Benim kadar diyemem ama
Yemin ederim onlar da seni özler.
Hep dalgınım bu günlerde
Saati cezveye koyup yumurta
Bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum.Aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar
Yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum.
Nisan'a kaç var diyorum saati sorarken.
Hiç böyle olmamıştım.
Bilenlere sordum; 'aşk bu' dediler!”
*
*Geçtiğimiz hafta sonu daha önce hiç duymadığım bir şiire rastladım.
Rahmetli Yıldız Kenter’in sesinden dinlediğim bu şiir , bence etkileyici ve etkileyici olduğu kadar umut veren, şen bir yapıda. Bu etkileyicilikte, şiiri Yıldız Kenter’ in sesinden dinlemiş olmamın da payı büyük elbet.
Şiiri kimin kaleme aldığı konusunda internette taradığım kaynaklarda bir ağız birliği yok. Şiirin Yıldız Kenter’ in kaleminden çıktığını söyleyen de var Metin Vural’ a ait olduğunu yazan da. Bu yüzden şiir tam olarak kime ait bilmiyorum ama “Nisan’ a kaç var?” isimli bu şiiri Nisan tam da kapıdayken sizinle paylaşmaya değer
buldum










































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder