10 Mayıs 2025 Cumartesi

ÜSÇO yıl sonu etkinliği - Şiir*



Çocuklarla - Yavuz Bülent Bakiler


Sevgiyle büyüyor bütün çocuklar

Ben çocuklarla büyüyorum.

Yarı çıplaksa eğer çocuklar sokaklarda

Olmaz olsun ipekler, oyuncaklar diyorum.


Birisi bir çocuğun kalbini kırıyorsa

Çocuklar ağlıyorsa, hıçkırıyorsa

Birden bütün vazolar paramparça oluyor

Alıp başımı gidiyorum.


Bütün bahçelerimiz onlarla serin

Onlarla bereketli baharda dallarımız.

Çocuklar uyanıksa gece yarılarında

Boynu bükük kalır masallarımız.


Haber yok evimden kaç günden beri

Yorgunum, yalnızım, başımdan gidin.

Beni avutmuyor bu ateş böcekleri

Bana çocuklarımın gözlerinden bahsedin.


Ah çocuk sesleri, çocuk gülücükleri...

Deniz köpüğünden, ceylandan ürkek...

Sizin olsun dünyanın en güzel çiçekleri

Bir çocuğun elleri ellerimde olsun tek.


Çocuklar, bir yağmur gibi mübarek

Hadislerdeki güzellik âyetlerdeki huzur..

Öldüğüm gün beni binlercesi gülerek

Eğlenerek, oynayarak götürseler ne olur?


***


Havaya Çizilen Dünya - Fazıl Hüsnü Dağlarca


Yalnızlık, sabahların yaşadığı yalnızlık;


Suların içindeki ışıklar kadar ılık.


Hüzün, o mısralardan dudakta kalan hüzün;

İkindi üstlerinde aydınlığı gündüzün. 


Uykular, ilk gençliğin gündüz gibi uykusu,

Vücudun balık olup içinde yüzdüğü su. 


Sessizlik, geceleyin yolcusuz sokaklarda;

Sükûn dalgalarının ortasındaki ada. 


Ruha uzak bir şehir içinden gelen rüzgâr,

Ayrılıktan önceler, ayrılıktan sonralar.

 

Müzelerde o ölü zaman, o gölgesizlik,

Yüze değen eskilik,


sonsuzluk, kimsesizlik.


O kadar siliktir ki bir bayram günü şiir,

Uyurken akla gelen son hayaller gibidir.


Hayatın oyundaki sükûna değen sesi;

Çocuklukta her yeni sınıfın o ilk dersi.


Müzikten sonra içi dinlemek uzun uzun;

Bir resimdeki davet, bir heykeldeki sükûn.


Öyle


sevgililer ki bir kere görülmüştür,

Hatıraları ömrün gecelerince yürür.


Duyulan sılasıyla sezilen o beldeler,

Geçer yelkenler gibi enginden birer birer.


Dudakların habersiz söylediği şarkılar;

Vücudun ağaçlardan önce duyduğu bahar.


Çiziyorum havaya dünyamı bir çiçekle

Ve hayran bakıyorum bu rüya gibi şekle.


***



Etme -
Mevlana Celaleddin Rumi

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.

Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.


Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,

O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

***


Aysel Git Başımdan - Atilla İlhân


aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum

benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını


yanlış şehirlere götürür trenlerim

ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum



***

Dağ Rüzgarı - Ümit Yaşar Oğuzcan


Kaderde senden ayrı düşmek te varmış

Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..

Seni tanımadan

Hele seni böyle deli divane sevmeden

Yalnızlık güzeldir diyordum


Al başını, kaç bu şehirden

Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara

Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git

Git gidebildiğin yere git diyordum

Oysa ki, senden kaçılmazmış

Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış.

Bilmiyordum.


Yine de dayanmağa çalışıyorum işte

Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen

Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye

Rüzgar güzel bir koku getirmişse

Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum

Yaşamak seninle bir başka zamanı

Bir başka zamanda seni yaşamak

Her şeyden önce sen

Elbette sen

Mutlaka sen

İster uzaklarda ol

İster yanı başımda dur

Sen ol yeter ki bu zaman içinde

Ben olmasam da olur

Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır

Bitmiyorsun

Çaresizliğim gün gibi aşikar

Su olup çeşmelerden akan güzelliğin

İnceliğin ışık yüzüme vuran

Sen güneş kadar sıcak

Tabiat kadar gerçek

Sen bahçelerde çiçekler açtıran

Sudan, havadan, güneşten yüce varlık

Sen, o tek sevgi içimde

Sen görebildiğim tek aydınlık




































Bir nefeste benim için al

Havasızlıktan öldürme beni

Bulutlara, yıldızlara benim

için de bak

Susadım diyorsam

Bir yudum su içmelisin

Ben yorulduysam sen uyumalısın

Ellerim sevilmek istiyor

Saçlarım okşanmak istiyor

Dudaklarım öpülmek istiyor

Anlamalısın.


Ağaçların yeşili kalmadı

Gökyüzünün mavisi yok

Bu dağlar o dağlar değil

Rüzgarında kekik kokusu yok

Kim bu çaresiz adam

Bu kan çanağı gözler kimin

Kaç gecedir uykusu yok

Gündüzü yok

Gecesi yok

Yok

Yok

Anladım

Sensiz yaşanmaz bu dünyada

İmkanı yok.





Geçsin Günler Haftalar Aylar Mevsimler Yıllar


Geçsin günler haftalar aylar mevsimler yıllar
Zaman sanki bir rüzgâr ve bir su gibi aksın
Sen gözlerimde bir renk kulaklarımda bir ses
Ve içimde bir nefes olarak kalacaksın

Ömrüm sensiz geçse de aşkın gönlümde kalsın
Gülen gözlerin bin bir teselli ile baksın
Sen gözlerimde bir renk kulaklarımda bir ses
Ve içimde bir nefes olarak kalacaksın

Bestecisi: Erol Sayan
Güfte şâiri: Enis Behiç Koryürek
Makâmı: Rast makâmı
Usûlü: Semâî usûlü
Formu: Şarkı formu

***

Davet - Nazım Hikmet

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket, bizim.


Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.


Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,


bu dâvet bizim....


Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...


***


Ben Sana Mecburum -- Atilla İlhân


Ben sana mecburum bilemezsin 

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum 

Büyüdükçe büyüyor gözlerin 

Ben sana mecburum bilemezsin 

İçimi seninle ısıtıyorum. 


Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor 

Bu şehir o eski İstanbul mudur 

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor 

Sokak lambaları birden yanıyor 

Kaldırımlarda yağmur kokusu 

Ben sana mecburum sen yoksun. 


Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur 

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur 

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan 

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu 

Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından 

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman 

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu 


Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor 

Eski zamanlardan bir cuma çalıyor 

Durup köşe başında deliksiz dinlesem 

Sana kullanılmamış bir gök getirsem 

Haftalar ellerimde ufalanıyor 


Ne yapsam  ne tutsam nereye gitsem 

Ben sana mecburum sen yoksun. 


Belki haziran  da mavi benekli çocuksun 

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor 

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden 

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun 

Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor 

Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin 

Kötü rüzgar saçlarını götürüyor 


Ne vakit bir yaşamak düşünsem 

Bu kurtlar sofrasında belki zor 

Ayıpsız   fakat ellerimizi kirletmeden 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem 

Sus deyip adınla başlıyorum 

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin 

Hayır başka türlü olmayacak 

Ben sana mecburum bilemezsin. 


***

Giderayak - Nazım Hikmet

Giderayak işlerim var bitirilecek,
                                    giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye


ama taştan fincan oyulamadı.

Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek,
                                    giderayak.

***

Celladıma Gülümserken Çektirdiğim

Resmin Arkasındaki Satırlar -İsmet özel

Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.

Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

ben yaşarken koptu tufan

ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat

her şeyi gördüm içim rahat

gök yarıldı, çamura can verildi

linç edilmem için artık bütün deliller elde

kazandım nefretini fahişelerin

lanet ediyor bana bakireler de.

Sözlerim var köprüleri geçirmez

kimseyi ateşten korumaz kelimelerim

kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına

uçtum ama uçuşum

radarlarla izlendi

gayret ettim ve sövdüm

bu da geçti polis kayıtlarına.


Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar

ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye

kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa

laboratuvarda çalışanlara sorarsanız

ruhum sahte

evi Nepal'de kalmış

Slovakyalı salyangozdur ruhum

sınıfları doğrudan geçip

gerçekleri gören gençlerin gözünde.



Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben

kıyı bucak kaçıran ben ruhumu

sanki ne anlıyorum?

Ola ki

şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.

Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum

çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir

devlet sırrıyla birlikte insanın

sinematografik bir hayatı olabilir

o kibar çevrelerden gizli batakhanelere

yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri

ve sonunda estetik bir

idam belki!

Evet, evet ruhu olmak

bütün bunları sağlayamaz insana.

Doğruysa bu yargı

bu sonuç

bu çıkarsama

neden peki her şeyi bulandırıyor

ertelenen bir konferans

geç kalkan bir otobüs?

Milli şefin treni niçin beyaz?

Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?

Ne saçma! Ne budalaca!

Dört İncil'den Yuhanna'yı

tercih edişim niye?

Ben oysa

herkes gibi

herkesin ortasında

burada, bu istasyonda, bu siyah

paltolu casusun eşliğinde

en okunaklı çehremle bekliyorum

oyundan çıkmıyorum

korkuyorum sıram geçer

biletim yanar diye

önümde bir yığın açalya


bir sürü çarkıfelek

gergin çenekli cesetleriyle

önümde binlerce çiçek

korkuyorum sıra sende

sen de başla ve bitir diyecek.

Yo, hayır

yapamaz bunu, yapmasın bana dünya

söyleyin

aynada iskeletini

görmeye kadar varan kaç

kaç kişi var şunun şurasında?


Gelin

bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!

Bana kötü

bana terkettiğiniz düşünceleri verin

o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız

ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar

onları verin, yakınmalarınızı

artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar

ben aştım onları dediğiniz ne varsa

bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar

boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz

içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı

verin bana

verin taammüden işlediğiniz suçları da.

Bedelinde biliyorum size çek

yazmam yakışık almaz

bunca kaybolmuş talan

parayla ölçülür mü ya?


Bakın ben, bir çok tuhaf

marifetimin yanısıra

ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim

üstüme yoktur ödeme hususunda

sözün gelişi

üyesi olduğunuz dernek toplantısında


bir söyleve ne dersiniz?

Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!

Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim

kazanana vertigolar, nostaljiler

karasevdalar çıkar.

Yapılsın adil pazarlık

yapılsın yapılacaksa

işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları

sizin geçmiş hatalarınız karşısına.

Ne yapsam

döl saçan her rüzgarın

vebası bende kalacak

varsın bende biriksin

durgun suyun sayhası

yumuşatmayı bilen ateş

öğüt sahibi toprak

nasıl olsa geri verecek

benim kılıcımı.


***


Rüzgar - Cahit Külebi


Şimdi bir rüzgâr geçti buradan

Koştum ama yetişemedim.

Nerelerde gezmiş tozmuş

Öğrenemedim.


Besbelli denizden çıkıp

Kıyılar boyunca gitmiştir.

Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu

Yüreğini allak bullak etmiştir.



Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru

Bulutları koyun gibi gütmüştür,

Okşayıp otları yaylalarda

Büyütmüştür.


Köylere de uğradıysa eğer

Islak, karanlık odalarda beşik sallamıştır

Güneş altında çalışanlara

İmdat eylemiştir.


Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,

Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,

Kıraçlarda mavi dikenler...

Toz toprak gözlerine gitmiştir.


Kentlere de uğramış ki yanımdan geçti,

Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür.

Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra

Alıp gitmiştir.


Şimdi bir rüzgâr geçti buradan

Koştum ama yetişemedim.

Soraydım söylerdi herhalde

Soramadım.

***

olsun da gör - melih cevdet anday


o gün gelsin neşemiz tazelensin de gör

dünyayı hele sen bir barış olsun da gör

seyreyle gülü bülbülü

çifter çifter aylar gökyüzünde

her gece ayın on dördü


kuşlar geçecek damların üstünden

kuşlar konacak dallara

kanat seslerini duyup uyanırlarsa

gene kuşlarla uyusun çocuklar

olanı biteni anlatma.

hiç görmediğim şey bu

kurdun gözü yılmış sürüden

elmanın yarısı soğuk yarısı sıcak

ağulu bitkilere dolanmış salkım

güneşten yağmur boşanacak

yetsin demir çağının beyliği

yeni bir gün başlıyor demek

yeryüzünde korkusuz yaşamak

iki milyar kişiye bir dünya

iki milyar kişiye iki milyar ekmek

yazık olur bu düş yarı kalırsa

barış günü insan hakkı yenirse

köroğlu' nun sözü dinlenmelidir

sivas ilinin banaz köyünden

pir sultan abdal dirilmelidir

ah günüm yetse görmeye seni

seni övmeye gücüm yetse

barış çağı altın çağ

son ozanı ben olayım bu özlemin

bu özlem bitse

o gün gelsin neşemiz tazelensin de gör

dünyayı hele sen bir barış olsun da gör

seyreyle deli ozanı

baştan başa sevda, baştan başa tutku

dili baldan tatlı


***



Senede Bir Gün


Gönlümde açmadan solan bir gülsün

Her zaman gamlıyım, her zaman üzgün

Beklerim yolunu aylar boyunca

Yeter ki gel bana senede bir gün


Gönlümde açmadan solan bir gülsün

Her zaman gamlıyım, her zaman üzgün

Beklerim yolunu aylar boyunca


Yeter ki gel bana senede bir gün, senede bir gün

Senede bir gün, senede bir gün


Ağarsa saçlarım, solsa yanağım

Adını anmaktan yansa dudağım

Bu aşka canımı adayacağım

Yeter ki gel bana senede bir gün, senede bir gün


Ağarsa saçlarım, solsa yanağım

Adını anmaktan yansa dudağım

Bu aşka canımı adayacağım


Yeter ki gel bana senede bir gün, senede bir gün

Senede bir gün, senede bir gün

Senede bir gün, senede bir gün






































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşiyan*

Sanki sana o özlemim geçmişte kaldı Bir de üstüne karlar yağdı Orada duran öylece bir olduk bir an Kol kolaydı genç kız ve adam Aşinayım ben...