5 Ocak 2025 Pazar

Mahurdan Gazel * & Yahya Kemal Beyatlı


Gördüm ol meh duşuna bir al atıp lâhurdan,

Gül yanaklar üstüne yaşmak tutunmuş  nurdan.


Nerdübanlar busiş-i nermin-i dâmaniyle mest,

Şindi bin işveyle bir kâşane-i fağfurdan.


Atladı dâmen tutup üç çifte bir zevrakçeye, .

Geçti sandım mâh- nev âyine-i billurdan.


Halk-ı Sa'd-âbâd iki sahil boyunca fevc fevc

Bî huzurum nâle-i mürg-i dil-i bîmarım bozulmuş haneden*



Bî huzurum nâle-i mürg-i dil-i bîmarım bozulmuş
haneden 
Fark olunmaz cism-i bîmârım
bozulmuş lâneden

Bunca derd ü mihnete katlandığım

ayâ neden?

Terk-i can etsem de kurtulsam şu

mihnethaneden. 

4 Ocak 2025 Cumartesi

When marimba rhythms start to play*


When marimba rhythms start to play

Dance with me, make me sway

Like a lazy ocean hugs the shore

Hold me close, sway me more

Like a flower bending in the breeze

Bend with me, sway with ease

When we dance, you have a way with me

Stay with me, sway with me

Other dancers may be on the floor

Dear, but my eyes will see only you

Only you have that magic technique

When we sway, I go weak

I can hear the sounds of violins

Long before it begins

Make me thrill as only you know how

Sway me smooth, sway me now

Bir Çinli Âdem* & Nazım Hikmet


Bir Çinli âdem

Gözleri badem

Sıkacaksın o incecik belini

Çıkaracak kırmızı dilini

3 Ocak 2025 Cuma

Kerem Gibi* & Nazım Hikmet


Hava kurşun gibi ağır!!

Bağır
    bağır
            bağır
                    bağırıyorum.
Koşun
    kurşun
            erit-
                -meğe
                        çağırıyorum...

O diyor ki bana:
— Sen kendi sesinle kül olursun ey!
                                            Kerem
                                                gibi
                                                      yana

Salkım söğüt* & Nazım Hikmet


Akıyordu su

gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden
bire kuş gibi
            vurulmuş gibi
                            kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
              uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!

Ah ne yazık!
        Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,

Ayağa Kalkın Efendiler* & Nazım Hikmet


Behey! kaburgalarında ateş bir yürek yerine

idare lambası yanan adam!

Behey armut satar gibi

san'atı okkayla satan san'atkar!

Ettiğin kar

kalmayacak yanına!

soksan da kafanı dükkanına,

dükkanını yedi kat yerin dibine soksan;

yine ateşimiz seni

yağlı saçlarından tutuşturarak

bir türbe mumu gibi damla damla eritecek!

Çek elini san'atın yakasından

çek!

Çekiniz!


Bıyıkları pomadlı ahenginiz

süzüyor gözlerini hala

koyda çıplak yıkanan Leyla'ya karşı!

Fakat bugün

Nisan’ a kaç var? *

  Yazmadım seni daha, Sevmeye ayırdım tüm zamanları,  Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı. Ben düşünmeye başlayınca seni  -Ki bu bir önceki düşü...