Bu gülzârın yine bir nev-bahârı
Rehîn-i intizâr etti hezârı
Dem-i teşrîfi yâri gülizârı
Bugün de neş’ezâr etti hezârı
Tedârik üzre gördüm gülsitânı
Tekarrûb eylemiş vakt-û zamânı
Haberdâr eyledim ben de nihânı
Bu müjdem pür mesâr etti hezârı
Rehîn-i intizâr etti hezârı
Dem-i teşrîfi yâri gülizârı
Bugün de neş’ezâr etti hezârı
Tedârik üzre gördüm gülsitânı
Tekarrûb eylemiş vakt-û zamânı
Haberdâr eyledim ben de nihânı
Bu müjdem pür mesâr etti hezârı
Tadılmadan nice yıllar geçer budur hâlim
Çiçeklerin bana dal dal uzansa değmez elim
Ben işte böyle bir aşkın esîriyim güzelim
Öyle sünbüllere bir böyle gülistân yaraşır
Tâc olur ayla güneş alnına her ân yaraşır
Gönlümün tahtına bir sen gibi sultân yaraşır
Çal söyle benim şarkımı sevdâlı sesinle
Ben dinleyeyim ağlayayım gizlice böyle
Çal söyle benim şarkımı sevdâlı sesinle
Benim râz-ı derunum,sevdiğim dilber nihânımsın,
Gönül sende,gözüm hak-i derinde ey şeh-i devrân
Benim cân ü cihânım rûz ü şeb vird-i zebânımsın
Uzanalım Göksu'ya
Gün inerken dönelim
Süzülerek Moda'ya
Karşımda güzel Bebek
Bakarken solgun aya
Su üstünde sekerek
Süzülelim Göksu'ya
Mavi bir cennet gibi Uzanıyor
Marmara Biz de cennetten geçip
Uzanalım Göksu'ya
Güzel benim olmayınca
Muhannetin kahrın çekmem
Gel deyip de gelmeyince
Senin çağın geçer olur
Bu dünyalar kime kalır
Tomurcuk gül gazel olur
Vaktinde derilmeyince
Karacoğlan sözün haktır
Düşmanın dostundan çoktur
Ve sen öyle gülmeseydin bana
Kim bilir ne kadar uzağa
Bakmadan gidiyordum arkama ama...
Aşk seni yazıyormuş
Bilmeden kaderime kazıyormuş
Hep seni çiziyormuş sayfalarca
Sen gelmeden sevmeden
İlkyaz işte
Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
Tenhalık böyle
Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
Beklesem hemen gelecek olduğun
Tam öyle olduğun
Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
Kırıp dökük de olsa yanımda
Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana 'sen bir şairsin' dediğin zaman.
Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.
Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle.
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan
Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.
Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey
Binlerce, on binlerce kedinin hep
Uslan ey dil uslan artık ihtiyâr olmaktasın
Bilmiyorsun kendini zâr ü nizâr olmaktasın
Uslan ey dil uslan artık ihtiyâr olmaktasın
Sevgiliye selâm götür
Yollarımı kesen rüzgâr
Sevgiliye selâm götür
Yasda işkencede midir?
Zevkte eğlencede midir?
Deme gündüz gece midir?
Sevgiliye selâm götür
Araya girsede dağlar
Bizi kara sevda bağlar
Belki gizli gizli ağlar
Sevgiliye selâm götür
Yasda işkencede midir?
Zevkte eğlencede midir?
Beni Leylâ gibi sen zülfüne bend etme sakın
Kanayan kalbimi öksüz bırakıp gitme sakın
Beni Leylâ gibi sen zülfüne bend etme sakın
Senden ayrılmak helâk eyler beni
Âh o âteş sîne-çâk eyler beni
Senden ayrılmak helâk eyler beni
Ümmîdi kırılmış beni âtiye ne bağlar
Gönlümdeki öksüzlüğe hattâ gülen ağlar
Ümmîdi kırılmış beni âtiye ne bağlar
Sensiz hayatın boşluğu,
Bir zindanın ağır ağır
Çöker üzerime loşluğu.
Dünya her mihnete bedel
Sen olduğun için güzel
Hayat, hayal, ümit, emel
Senden alıyor hoşluğu.
Arıyorum seni uzak
Bir şehirde sallanarak
Hala geldiğin günün bak
Üzerimde sarhoşluğu.
Bu öksüz tavrını takmayacaktın
Alnına koyarken vedâ busemi
Yüzüme bu türlü bakmayacaktın
Gelse de en acı sözler dilime
Uçacak sanırım birkaç kelime
Bir alev hâlinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın
Meh-i cemâl-i tû hurşîde bi-zevâl-i menest
Be bağ-ı aşkı tû ey serv-i kad men an mûrgam
Ki kâinat-ı ser-â-ser be zir-i bâl-i menest
Sen bana etmeyicek rahm-ü terahhümler edip
Senden ey şûh-i cefâ-pîşe kime dâd edeyim
Sanki sana o özlemim geçmişte kaldı Bir de üstüne karlar yağdı Orada duran öylece bir olduk bir an Kol kolaydı genç kız ve adam Aşinayım ben...