O denli o denli çok beklettin
Alıştırdın bekletmeye kendini
Çok zamanlar geçti de geldin
Senden çok seviyorum senin özlemini
Alıştırdın bekletmeye kendini
Çok zamanlar geçti de geldin
Senden çok seviyorum senin özlemini
Olmuş şeb-i sevda yine bihab
Oklar gibi saplanmada kalbe,
Düştükçe semadan yere mehtab…
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Titrek, eğri büğrü bir yazının çağrısına da uyar.
Bırakıp her şeyi döner
Aşk bir buluşmadır çünkü,
Her zaman gecikmiş bir buluşma.
Bitmeyen bir kavuşmadır da aşk –
Araya her zaman bir şeyler girer:
Bazen kendi sevincinin kanat gölgesi,
Bazen nabzın hızı, yüreğin titreyişi,
Tüylerin telaşıyla besleniyor gibidir –
Araya her zaman bir şeyler girer:
Çalışma saatleri, karşılıksız sorular.
Dünyamı dolduracak / Bir sevgi istiyorum
Deli gibi sevecek / Ömür boyu sürecek
Gözlerimde tütecek / Bir sevgi istiyorum
Halimi anlayacak / Derdime katlanacak
Benimle ağlayacak / Bir sevgi istiyorum
Makam: Nihâvend
Bestekâr: Necdet Tokatlıoğlu
Güftekâr: Salih Gözen
Açılan bir gül gibi Gir kalbe gönül gibi Coşarım sen gülersen Ağlarım ben küsersen Kalbime gir bahar ol Yüreğim tazelensin Biricik çiç...