28 Nisan 2021 Çarşamba

Nasihat

Sanma yerler gökler senin

Giden gitmiş sen de, gelen de

Gelecek olan da gidecek

Tufan, senden sonra gelecek

 

Topraktan geldik kader toprak olmak

Oku demiş yaratan ruhun zenginleşsin

Uğraşlar, cahil ruhu geliştirmek için

Doğruyu yanlışı, güzeli çirkini öğren

 

Yaşarken sevmek sevilmek güzel

Kanma güzelin saçına kaşına

Renkli gözlerine dilber

27 Nisan 2021 Salı

kudret narı


 

Ah İstanbul

Uzanıp Kanlıca'nın orta yerinde bir taşa

Gözümün yaşını yüzdürürüm hisara doğru
Yapacak hiç birşey yok gitmek istedi gitti
Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti

Bi lodos lazım şimdi bana bi kürek bi kayık
Zulada birkaç şişe yakut yer-gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

Ah İstanbul İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

 

Ne acı ne acı insan insan kendine ne kadar yenik
Bulunmadı ihanetin ilacı yürek koca bi kara delik
Yapacak hiç bişey yok gönül bu sevdi
Yeni bir ten yeni bir heyecan bilirim üstelik

Bi lodos lazım şimdi bana bi kürek bi kayık
Zulada birkaç şişe yakut yer-gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

Oldu gönül sana mail

Oldu gönül sana mâil

Vaslına kıl bari nâil

Cümle âlem olsa hâil

Sarmadan geçmek ne kâbil

 

Sultan 3. Selim

Arzabar













Gönlümün bahçesinde henüz bir gonca gülsün

Gönlümün bahçesinde henüz bir gonca gülsün

Gülüver sevdiceğim perişan ömrüm gülsün

Billûr şebnemlerine değerse ağyâr eli

Kurusun yaprakların açılmadan dökülsün

Gülüver sevdiceğim perişan ömrüm gülsün

Muzaffer İlkar 
Kürdilihicazkar





















26 Nisan 2021 Pazartesi

Deniz Türküsü

       

Dolu rüzgarla çıkıp ufka giden yelkenli!

Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli,
Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça
Ve hayalinde dolan aleme yaklaştıkça,
Dalga kıvrımları ardında büyür tenhalık,
Başka bir çerçevedir, gitgide, dünya artık.
Daldığın mihveri, gittikçe, sarar başka ziya;
Mavidir her taraf, üstün gece, altın derya...

Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala
O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla...
Lakin az sonra leziz uyku bir encama varır.
Hilkatin gördüğü rüya biter. Etraf ağarır.
Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri,
Ta uzaklarda şafak bir bir açar perdeleri...
Musikîyle bir alem kesilir çalkıntı!
Ve nihayet görünür gök ve deniz saltanatı!

Girdiğin aynada geçmiş gibi diğer küreye,
Sorma bir saniye, şüpheyle sakın: Yol nereye?
Ayılıp neş\'eni yükseltici sarhoşluktan,
Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan!
Duy tabiatte biraz sen de ilâh olduğunu!
Ruh erer varlığın zevkine duymakla bunu.
Çıktığın yolda bugün yelken açık, yapayalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!

Sessiz Gemi

 

 Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Yahya Kemal Beyatlı

Açılan bir gül gibi*

Açılan bir gül gibi  Gir kalbe gönül gibi  Coşarım sen gülersen  Ağlarım ben küsersen  Kalbime gir bahar ol  Yüreğim tazelensin  Biricik çiç...