Nice bir aşkınla feryâd edeyim
Bir unulmaz dâğ-ı derdim var benim
Söylemezdim derdim amma neyleyim
Bir unulmaz dâğ-ı derdim var benim
Bir unulmaz dâğ-ı derdim var benim
Söylemezdim derdim amma neyleyim
Bir unulmaz dâğ-ı derdim var benim
İçimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy
Birkaç köy sular altında.
Kalbimin doğusu,
Her resme güneş çizen bir çocuktu.
Gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda
Kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları.
Ölümün ötesinde bir köy vardı
Orda, uzakta, kalbimin en doğusunda
Şimdi bana yalnızca
Dertli türkülere duyduğum karşılıksız
Büyük bir yakut parçasıydı sabah
Mahalle kahvelerinde
Sıcak çaydan adamların
Yüzleri ağarırdı ilk ışıklarla
Gençlerin güzellerinin makbul olduğu
Tek ülkeydi ülkem
Benimse yüreğim
Koltuk altına sıkıştırılmış,
Yenik bir tavla maçı ertesiydi.
Kumların görmeyeceği yerlerime dokunurdu sabah
Akşamdan kalma titrek ellerini
Sevecenlikle dolaştırırdı kirlenmiş atmosferimde
Dişler arasında çıtırdayan bir çekirdek gibi
Görmek şart değil Var olduğunu bilmek Yanlışa uzak duran Benzer hayatlar Mucizeler dizisi sanki Tarifi olmayan yakınlıklar Uzak dursun kötül...